Japoncada birebir aynı veda olduğu için, onu olduğu gibi taşıyabileceğimi sandım.
Güzel bir söz sanıyordum
Kore'deki şirketimde iki ayı doldurmuştum.
Herkes çıkarken "수고하셨습니다" (sugohasyeossumnida) diyordu. Gün boyu her yönden duyuyordum. Kibar bir söz gibiydi — karşındakinin emeğini takdir ediyorsun sonuçta.
Japoncada tam bu boşluğa oturan bir söz var: お疲れさまでした (otsukaresama deshita, "yorulmuşsunuzdur"). Anlamı neredeyse aynı, aynı anda, işten çıkarken söyleniyor. Ve — işin önemli kısmı bu — bölüm müdürüne söylemekte hiçbir sakınca yok.
Ben de Korecesini hiç düşünmeden kullandım.
Müdürüm gülümseyip "네, 들어가요" dedi — tamam, iyi gidişler gibisinden. Ama yakındaki kıdemli bir iş arkadaşım bana şöyle bir baktı.
Ertesi gün bana söyledi
Kahve içerken lafı dikkatlice açtı.
"Dünkü şey var ya... onu bölüm müdürüne pek söylemeyiz."
수고 aslında astlara ve iş arkadaşlarına söylenen bir sözmüş.
Birinin emeğini takdir eden bir söz bu — ve takdir etme işi yukarıdan yapılıyor. Bir astın ağzından çıkınca, üstünün gününe not veriyormuşsun gibi duruyor.
Sordum: yani dediğim şey kaba mıydı?
Elini salladı. "O kadar da değil." Pratikte herkes söylüyormuş; müdür muhtemelen fark bile etmemiştir. Sadece resmi ortamlarda kaçınmak daha iyiymiş, o kadar.
Sonradan araştırdım; Kore Ulusal Dil Kurumu da üstlere söylenmemesi gerektiğini yazıyor. Ama ofiste herkes söylüyor işte. Kuralla gerçeğin örtüşmediği yerlerden biri.
Ama asıl tuzak başka yerdeymiş
Bir şeye daha parmak bastı. Aynı kelime, ama zamana göre ağırlığı değişiyor.
| Kime | Benim dediğim | Daha güvenlisi |
|---|---|---|
| Bölüm müdürü | 수고하셨습니다 | 먼저 들어가겠습니다 |
| Bölüm müdürü | 수고하세요 | 먼저 가보겠습니다 |
| İş arkadaşı | 수고하셨습니다 | Olduğu gibi söylenebilir |
**Asıl sorunlu olan 수고하세요**ymuş. İleriye dönük bir söz — karşındakine resmen çalışmaya, didinmeye devam et diyor. Sen önce çıkarken geride kalana bunu söylediğinde, "çile çekmeye devam" demiş oluyorsun.
Çoktan bitmiş bir güne dair olan 수고하셨습니다 ikisinin hafifi.
Ben bu ikisini aynı kelime sayıp keyfimce dönüşümlü kullanıyordum. Tabii ki kötü olanını daha sık kullanmışım.
Peki onun yerine ne deniyor
Bana ilk öğrettiği şuydu.
Ama bir çekince ekledi: bu bile bazı insanlara tuhaf gelebilirmiş. 고생'in kendisi bir yargı taşıyor — "zor olmuştur" gibisinden. Yaygın değilmiş; daha çok çok resmi ortamlarda geçerliymiş.
Ben de her yerde güvenli olanı sordum, bana şunu verdi.
Karşındakinin günü hakkında yorum yapmıyor; sadece senin ne yaptığını söylüyor. O yüzden herkese karşı güvenli.
"감사합니다" da olurmuş. Onu artık ben de çok kullanıyorum.
Onlarca kez olmuştur
O konuşmadan sonra hesabını yaptım. İki ay boyunca her gün — rahat rahat onlarca kez.
Tek seferlik bir hata değildi.
Ve bunca zaman kimse bir şey söylemedi. Düzeltmeye değecek kadar rahatsız edici olmadığından herkes görmezden gelmiş. Anlatan arkadaşım bile açıp açmamayı koca bir gün düşünmüş.
Uyarılmadığım için şanslıydım. Ama uyarılmamak, hiç öğrenememiş olmamın da sebebiydi.
Japoncada da aynı kural var
Eve dönerken durum bana biraz komik geldi. Japoncada birebir aynı kural var.
ご苦労さま (gokurousama, "emeğine sağlık") tam bu durumda. Anlamı お疲れさま ile aşağı yukarı aynı ama bir üste söylemek kabalık — çünkü bir astın emeğini yukarıdan takdir eden bir söz.
Korece 수고하셨습니다'nın uyarı almasının birebir aynı sebebi.
Yani bu içgüdü bende zaten vardı. Sadece Japoncada çizgi ご苦労さまda çekiliyor, Korecede ise 수고da. Çizginin durduğu yer farklı.
Kuralı bilmediğim için yanılmadım. Bildiğim kuralı yanlış kelimeye iliştirdiğim için yanıldım.
Nezaket bir açma-kapama düğmesi değil
Bir şey daha. Korecede nezaket seviyeleri bir düğme değil — bir kadran.
Aynı cümle, karşındakine göre üçe ayrılıyor: 수고했어 / 수고하셨어요 / 수고하셨습니다 — anlam aynı, kullanıldığı durumlar bambaşka.
Yapının kendisi Japoncadan tanıdıktı. Ama burada da kesme noktaları farklı yerlerde duruyor. Japon içgüdüsüyle seçince bir kademe yanlış yere düşüyorsun.
O yüzden bugünlerde müdürüme "먼저 들어가겠습니다" diyorum. Sadece kendi yaptığımı anlattığı için araya hiçbir değerlendirme sızmıyor.
Bunları teker teker öğreniyorum. İçimden bir ses, farkında olmadan yanlış kullandığım en az bir söz daha var diyor.



